23 Aralık 2006 Cumartesi

Tanrıyı idrak etme yollari-1-

Asagidaki metni Maharisi'nin Varlik Bilimi ve Yasama Sanati'' kitabindan derledim.
''Tanri kavraminin hem kisisel-goreceli- hem kissel olmayan-mutlak-yonu mevcuttur. Kisisel Tanri, kimine gore erkek kimine gore disi ozellikte olarak nitelendirilmistir.(Baba ve Kutsal Ana )Kisisel olan yonun sevdigi ,sevmedigi seyler vardir.O kisisel olan yonuyle, varolustaki herseyi ve evrim sureclerini yonetir.Evrendeki varolus duzeylerinde,degisIk zeka,huzur ve enerji duzeyleri mevcuttur.Minerallerin dunyasindan,meleklerin dunyasina kadar uzanan sonsuz yaratilis katmanlari.Evrimin zirvesinde Tanri yer alir.Yaratilis cozulerek O'nun kisisel olmayan mutlak varliginda cozunur.Tekrarlayan yaratilis sureci ile yeniden yaratilisin en yuksek katmanina yerlesir.Boylelikle kisisel Tanri, yaratilis,evrim,cozulme dongusunu ebediyyen surdurur. O,butun kozmostaki sayisiz varligin yasamini ve butun evrim alanini koruyup yonetir.Eger birey,dusunce soz ve hareketlerini Yuce Tanrinin dogasiyla uyum icine sokabilirse,Onun sonsuz guclu ve merhametli dogasi ile kutsanir.Boylesi bir evrim,kutsama herhangi bir insan tarafindan elde edilebilir.O'nu akil olarak fark etmek, O'nu idrak ozlemi dogurur.Yasamin hedefi onu idrak edebilmektir.Kisisel Tanrinin varligini inkar etmek, gelismemis bir zihin durumunun sonucudur.Kisisel Tanrinin idraki,insan algisi duzeyinde, duyusal deneyim duzeyinde olur.Gozler O en yuceyi gorur,kalp onun yuce sahsiyetini hisseder.Kisisel Tanrinin idraki goreceli yasam alaninda olur.(Tanri bilinci)Kisisel olmayan Tanrinin idraki ise Mutlak,askin alanda olur.(samadhi,birlik,aydinlanma,sonsuz ic mutluluk)Kisisel olmayan- mutlak- Tanriyi idrak etmek baslica bes farkli gurupta incelenebilir.
1-Akilsal veya psIkilojik yaklasim
2-Duygusal yaklasim
3-Fizyolojik yaklasim
4- Mekanik yaklasim
5.Psiko-fizyolojik yaklasim Akilsal yaklasim,akilsal olarak gelismis,entellektuel insanlara uygundur.Duygusal yaklasim,kalp nitelikleri gelismis olanlara uygundur.Akil ve kalp olarak az gelismislere ise fizyolojik ve mekanik yaklasimlar daha uygundur.
1- Akil Yoluyla Idrak:bilgiye dayali bir yontemdir.Raja yoga uygulamasi da bu tur bir entellktuel yaklasimdir.Akil yolunda diger, metodlara gerek yoktur,sadece akil calisir.Akil yeterince uyanik olmalidir.Cok nazik bir idrak yoludur.Bu yolda gerekli Uc adim vardir.

Birinci adim:Ilk olarak gorunen dunyanin gercek olmadigina karar verilir. Gercek degismez olmali(Satya),kendine ait bir kaliciligi olmalidir.Duyusal duzede gercek gorunsede, akilsal duzeyde, surekli degistiginden gercek olmadigina karar verebiliriz.Gercek herzaman ayni kalan olmalidir.Ancak dunya gercek degil diye reddedilemez.Her ne kadar gercek olmasa da ornegin agac olgusu oradadir. Sanskritcede buna Mithya denir. Dunya Mithya olarak adlandirilir.(olgusal,gorunge).Oyleyse dunya ne gercek ne de gercek disidir.Yaratilisin yok olabililigi uzerine tefekkur adayin zihnini,degisen evrelerin altindaki derin gerceklere ceker.Aday hayatin iyi kotu her aninda bu gercegi yasamaya baslar.Tefekkur surdukce zihin daha fazla kendi oz benligine -Atma-yerlesmeye baslar.

Ikinci adim:Varolusun surekli degisen evreleri ile temelinde bulunan,degismez ve ebedi ozelligin, birligi uzerine tefekkurdur.

Ucuncu adim:Kisinin kendi oz varligi,benligi acisindan, yasamin birligi uzerine dusunmesi ve onu ozumsemesidir.Birnci,ikinci ve ucuncu sahis acisindan yasam birliginin bilincinin derinliklerine yerlesme uygulamasi ile basarilir.(Ben O'yum,Sen O'sun ve butun hersey O)
Bu yol bir tur kendini hipnotize etme yolu gibidir.Zihin,uyaniklik,uyku ve ruya hallerinde bile benlik bilincinin kendisi yok olmaz.Boylece akil yoluyla idrak gerceklesir.Bu yol pratik insanlarin yolu degildir.Aile hayati surdurenlerede kesinlikle uygun degildir.Hicbir insan dunyada faal kalarak,aile ve toplumsal sorumluluklarla yasayarak bu yontemle basarili olmaz. Bu yol munzevi-recluse-hayat yolunu secenlere uygundur.Bu tefekkur yolunda basari ancak,uzun sure bu yola adanma ile olur.Omrun uzun bir bolumu tefekkure adanmalidir.Aksi takdirde Tanrisal ozellik zihne yerlesmez,kalici hale gelmez.Bu yol entellektuel havaya girmek degildir.Aile hayati suren bir insan bu yolu secerse sorumsuz bir insan haline gelebilir.Bu yol is hayatini inkar edip,ondan kacmayi ve munzevi bir yasam surmeyi gerektirir.Aile sahibi icin tefekkurden ziyade hareket yolu gereklidir.Aksi takdirde hem dunyada,hem ilahi alanda basarisiz olunur. S.K.

Kalp nitelikleri, bereket


Her ne yapıyor isek Halil İbrahim bereketi nasip eylesin yuceYaradan. Hatırladıgım kadarı ile,bu hikayede vurgulanan nokta kalbinisigini isaret etmesiydi.Duygulari besleyen,hassas kalpdegerleri,nitelikleri. Halil ve Ibrahim adlı iki kardesin de oncelikle biribirini dusunmesi.İkisinin de, kendine dusen hasat payından digerine gizlice vermesi.Ne verebilirim diyedusunerek,oncelikle karsı tarafı dusunerek, hareket etmeleri, onlarabereketi ve bollugu nasip etmisti.

Kalp nitelikleri kavramı caglar boyunca degisik sekillerde elealınmıs. Uzakdoguda kalbin ele alinmasi degisik isimler, veyonleriyle olmus. Kalp niteliklerinin gelistirilmesi oldukca onemarzetmis.-Dengelenme noktası-ust ve altmerkezler,muhurler,goksel,icsel krallıga gecis kapılarınıtasıyan,barındıran,5,6,7.bilince gecis iznini veren,en saf olan.

Uzakdoguyu yapılandırılan inanclardan,yollardan biri olan Tao,daima biçimsiz olan, sabit, kosulsuz,tarifsiz olanı temsil eder.Tao' ya en yakın olan bebekdir. Bebek kalbini koruyankisi,birlige,saflıga yakın olan, ahlak ve erdeme sahip olandır.Evrendeki , görünürdeki , çoklugu belirleyen temel, birlikdir.

İncir ve nar meyvelerinin taneleri, birliğin icindeki coklugu temsilederler.Bircok kutsal gelenekde incirin süre gelen anlatimi mevcuttur.

Sinto'da Kalbin 4 durumu anlatılır.

1.Aydınlık Kalp(güneş gibi parlar.AKOKi KOKORO)

2.Saf kalp ( KIYOKi KOKORO: beyaz mucevher)

3.Dogru kalp( TADOSUKi KOKORO:adaletli kalp)

4.Acık kalp ( NAOKi KOKORO:yanlışa yönelmeyen sevimli,icten kalp)Bu 4 özellik Seimei Sin'de birleşirler.Ruhun saflıgı ve nesesini olustururlar.Amac; sukran ve husuduygularının yaratılmasıdır.Baska onemli kavram ve sembollerde yer alir;bunlar hayati yapilandirmamiz icin ortak,evrensel degerler sunar.

1.Ayna(Saflık)2.Kutsal kılıc( cesaret)3.Mucevher gerdanlık ( cömertlik)

Burda belli duyguların, yaratılması,canlandirilmasi,oluslanmasi sozkonusudur.-Joseph Champell-

Aklin penceresinden bakacak olursak;Hayat ve haytaligimiz yeterli kivama geldi mi? diye sorabiliriz.(Gecen mesajlarda vardı:''Rodin ne dusundugunu dusunuyor olmalı''diye:)Her turlu ihtimal dahilinde , yasadıgımız,yasayacagımız deneyimler gelecegi yapılandırdıgı,icin bir baska gerceklige, zemin hazırlıyor olacak.

Burda,kurtulusun,ozgurlemenin, saf varolusun,askın bilinc,sonsuzvarolus bilinci,birlik bilinci, non dualite,maha nirvakalphasamadhi,nirvana,Brahman bilncinin bireyler tarfından yasanan birdeneyim,gerceklik olabilmesi durumu mevzubahisdir..Yasamanın ve sükran dolu olmanın adanma ve feda etme derecesinevaran coskusal bir bilincsel varolus yasatmasıhali,birligin deneyimlenmesi ve bedensel algilamaya yerlesmesi ilemumkun hale gelir.Aksi taktirde tum yazılanlar,bir sey ifade etmeyen, ici bos harflersilsilesine donusur.En büyük aydınlanmıs azizlerden olan Buda'ya 4 katlı dilenci tasıverilir ve 4 yonün goksel krallarının-krallıklarının- görülmesibahsedilir.Buda ,yasa,duzen, uc mucevher olarak gecer.Saf varolus,benligin bilgisinin hakim oldugudönemlerde,devirlerde,anlarda, uygunsuz tek davranıs olusmaz.Iyilik dolu olmayan, aclik ceken, kaba olan kimse yoktur. .Herkesinkendi icsel sınırsız benligi ile teması ve bunu dıs dunyayayansıtması,yasanan bir gerceklik olur. Uyum ve barishakimdir.Kurallara ihtiyac duyulmaz,dogru olan kendiligindengelisir.Benligin bilgisinin kayboldugu zamanlarda ise;Benligin- dünyasalzevklerle olan,zamana tabi,sinirli teması(zamana,yaslanmaya,sinirlere, olume tabi olusu) bedene baglanma,unutus,gozdekiperde,iklik,hirs,korku,aci,karanlik,kefaret,kiyamet gibi kavramlarıdogurur. Bir tur med cezir,gel git,golge oyunu tarzı,misali.Sonunda benligin icinde imgeledigi kendi kutsalına,kalbini duydugunu hissettigi olana, sınırsız olana,kapsayana,affedici olana,icindekien buyuk dosta,gercege,olumsuz olanayakarisi duyulur. Onun,kendisini duyuyor olmasindan baska secenekyoktur. Tam bir adanmislik,akil ve kalp butunlugu vardir. Zihnin oynadıgı oyunlar,trikler,yasamsal izlenim kayıtları,akasikdegerler,Gozlemci,risi,goren,bilen,knower degeri uzerindenizlenir,tanik olunur. Bu eski Misir'da-eski osiris rahiplerigelenegi,eski yunala yogrulmustur- Goz sekli ile ifade bulur. Gozbebegi ve nokta merkezi,kaynagı sembolize eder. Tarafsız gozlem birnevi vicdansal muhakeme,hesaplasma.İkilikten dogan;cehalet yılanının oldurulmesini,zevklerin,hırslarınzehirinin acısını,son donem Vedik anlatımlarda Mavi Maha ShivaFormu temsil eder.(Son donem shiva ilahilerinden bir ornek yukledimrapidshere sitesine.Bknz:http://rapidshare.de/files/36417126/sacred_chants_of_Shiva_-_1._shiva_chant.mp3.htmlErken donem Aryan uygarliklarindan kalan -Yerlesik,maddeselkalintilari gunumuzeulasmamistir.(ilahiler disinda) Gocebe kabile topluluklarolmalarindan oturu . Uygun tepe ve daglık alanları cevreleyen sulakalanlarda yasayan kabile,boy,soy,sancak,derbeylik,asiretsel yasamaegilimleri gostermislerdir.Mevsimsel goclere tabi olarak yasarlar.Yoruk misali. Kabile azizligi-rishi,saman-prensibi mevcut.Hayvancılıgın-ozellikle at- toplumsal yapılarındabuyuk yeri olmustur.Orman azizleri .(-Aranyaka -beyitleri,vecizeleri,ilahileri)Zamanla yerlesik devletlerin rahip duzeninden etkileraldılar.Sami'ler gibi basit bir topluluktular.Zaman icerisinde;Indus uygarlıgının etkileri-disi nitelik-ile yogruldular.Vedikerken donemde hissedilen ilahiler,sonraki Hinduizmde pek gorulmez.Erken donem ilahilerinde yasam coskusu,dunyevi guc ve sukranduyguları agır basar. Sonraki Hinduistik donem de bu izleri pekbulamayiz.Son donem din anlayislari ise daha cok kefaret uzerinekurulmustur. Varolus coskusu ikinci planda kalır.Eskiyunanda,mitolojisinde, Diyonizos'un pabucunun dama atılması gibi birnevi-Aryanlarda;Sumer ve Misir'da olmayan tamamiyla farkli bir yonelmevardir. Karmasik bir toplumsal yapiyi yonetmeyi tercih etmemislerdir.(Joseph Champell)Su anki mobil,vurucu tim misali bir sey galiba:)Daha cok belli bir kabilenin azizlerinin naklettigi yaratılısalgilamalarina dayanır. Soysal ve elsel aktarım suregelir.BizdekiSıh'lık sistemi gibi bir sey.Aktarımlarda ses kullanılır. Duyulan,titresen,ses.Harfler,Kelimeler,kavramlar,seslerden dogar. Ses ve harekette O'sonsuz kaynaktan dogar,titresir.Seslere,harflere,sekle verilen anlam,Ozne, nesne iliskisinde oldugu gibidir.Oznedir(Bilen,bilinç),Nesneye-kelimeye,sese,ifadeye,maddeye-anlamını,degeriniveren,yükleyen.Asiktir,asik olduguna degerini veren(Sendeki güzellik neye yarar bendeki bu sevda-ask- olmasa misali)Kutsal olanin, sekle bakmaksizin özsel ve icsel niteliğinin,insanbilinci tarafından deneyimlenmesi ile gercek varolussalnitelik,algilama ortaya cıkar.Bu kutsal olanla askin-trancend-kucaklasma demektir.Bu durumun yasanmasi hali;Bilen-bilinc,ozne- halin,bilinenin nesnelliginde erimesi halidir. Ozne-arayan- ve aranılanın-nesnelligi-aynı olur. Sonsuz bilinc,varolus coskusu, icerisinde herikisi de erir.Ozne ve nesne birlestigi icin,tanımlamayı yapacak bir kavramdaolamaz,kendine yer bulamaz.Bu birlik,erime,kaynasma,kuantumsıcrama,vakum durumunun yutması olarak adlandırılabilir.Osho ''zen yolu/ tasavvuf yolu kitabının-okyanus yayınları-'' sonsayfasında bunu soyle tarif eder.;Nihai gercegin deneyimi aslındabir deneyim degildir.Cunku deneyimleyen kaybolmustur. O zamandeneyimi kim anlatacak.Ozne olmayınca ,nesne de kaybolur-sınırlaryok olur-geriye nehrin akısı kalır. Bilgi ordadır ama bilenyoktur.Bu, tum nihai gercek deneyimleyenlerin problemi oldu.Gercekle bir oldular.Tum varliklari gercegi yansitti ancakentellektuel bir iletisim mumkun olamadı.''Ve yine bir parca girer bu kadar laftan sonra:http://rapidshare.de/files/36420906/0030_James_Asher_-_Red_Desert.mp3.htmlZaten, ancak kalpsel bir ortak hissiyat var olabilir. Yaratılısıngerceginin dogasından, oturu bu boyledir. Gercek ince duzeylerdegizli kalır,sadece aksidir,yankısıdır duyulan.Birlik yasanmadanonce, kutsal olanın varlıgı, ancak kalbi yeterince saflasanlartarafından hissedilebilir.Ben- yok- Biz-O-Ortak payda sınırsızlık - var da,insan olmak,ulasir en yuce amacina.Hersey kaynak da- erir.Kisisel sinirlardan,baglardan siyrılan,evrensel oyuncu-evrensel,kozmik ben,yolcu- yuvaya,kaynaga döner.Bir nevi bir varmıs,bir yokmus,olur.Musuki:http://rapidshare.de/files/36422255/0026_James_Asher_-_Further_East.mp3.htmlBu gun ihtiyac olarak hissedilen ise;Dinlerin-yolların- gercekten icini dolduranları-birlik deneyimisahipleri- tarafından tekrarcanlandırılması ve bu canlanmanın dinlerin gerçek kucaklasmasinı veaskin birligini yaratmasidir. Din,-relegion,relicare,-birlestirmek,butunlestirmek,tamamlanmak manalarina gelir.Evrensel yüceligi fark etmek,ve onu takdir etmek,sukran duymak, husuile onun varlıgını hissederek onunde egilmek;-Bes duyu ve bedenin(dünyasalın) sunumu,fedası-Gercek kulluk olarak adlandırılır.Sukran,husu,feda,adanma,kurtulus,erime,birlik,ilahi zafer.Bu kavramlar;İnsan olmanın ve insan bedeni almanın en üst ve ısıkdoluolanını acilanini-acilimini yaratir.Boyle anlarda, her anin zamansizliktan hediye olduğunun hissedildigi zaman dilimleri,vecd anlari,var olurEn doğru, en büyük din,yol,bizimkidir demek, maddesel bir izdüsme-zaman,sürec,dönem,tarz,yol- degerine,zamansızlıgı icinde barındırandan daha fazla, bir anlam yüklemekolacaktır. .Bu durum, ayrımcılık da icerir, aynı zamanda.Birseyinsizin icin ne anlam ifade ettigi ilk plandadır. Dagınzirvesinden,daga tırmanılan tum patika yollar ayni gorunur. Yuceolanın degisik sekillerde ifade bulmasini-yolları-,kendi tekelinealmak istemek,zirveden, anlamsız gorunur.Bu tarz bir ugrasa girenbir karma-eylem- , dunyasal guc oyunlarındayorulmayı,anlamını ,cevherin camura bulanması sonucunu,kendinikaybetmeyi goze almalıdır.. Herkesin kutsalı kendince en yuce olanibarindirir. Bir nevi ''senin kutsalın sana,benimki bana'' demek,gibidir. Yani; bir bakıma, laikligin tarifi gibi mi ne?:)

Bakış

Goreceli-rolatif- alanda,biribirimizi yanlis anlamak,anlamamak,anlamazliktan gelmek hayatin dogasi.Unlu Alman filozof Hegel'in son sozunu duymussundur''Beni bir kisi anladi O'da yanlis anladi.'' Bu arada bende ''kesin olmaz'' demiyorum, yanlis anlamissin:) Kullandigimiz kelimlere yukledigimiz anlamlar,anlamlandirmalar,anlamalar degisIk galiba.Ornegin EsIk kelimenle, yasadigin bir bilinc durumunu,deneyimi anlatmak istedin ama herkes kendince birseylerle ozdeslestirdi.Kelimlerle belli bilinc durumlarini anlatabilmek cok zor. Ayni seylerden bahsetsek bile degisIk anlamlandirmalara sahip oluyoruz.Kendi benligimizin bile, zamana ve icinde bulundugumuz sartlara tabi olarak devamli degisen bir hayat algilamasi mevcut.Meditasyon,mutasyon,permitasyon,dogal seleksiyon ve bunun gibi bir cok atraksiyonlu kelimler piyasada dolasmakda.Bir yerde adam kocaman tabela asmis''Meditasyon Uzmani'' diye. Helal dedim icimden Uzmanligi da cikti bu isin. Meditasyon(Dhyana,Chana,zen) kelime manasi ile dusunceyi asmak,dusuncenin kaynagina inmek,derinine inmek demek.Islami yaklasimla en yakin icsel zikir ile ortusur bence. Meditasyonunda bir suru metodu var.Simdi her meditasyon yaptim diyen ayni seyimi yapmis oluyor.Bir TSE yok henuz malesef. Ferda'nin Krisnamurti yazisinda meditasyon=samadhi gibi bir anlatim mevcuttu. Bildigim kadariyla samadhi; derin meditasyon sonucunda olusan birlik bilincine-aydinlanmaya- verilen ad. Cesitli derinlik duzeyleri var. Aydinlanma-samadhi- kavrami, toplumumuzda'' Basin goge ermesi'' olarak gecmekte.Tabi bu basin goge ermesi,mirac ile ozdeslestirilmemis henuz.Er,Erme,Eren,oz,hakiki,hakikat,kurtulus,hidayet,hikmet,Nur,Nurcan gibi bircok ruhani anlamli kelimelerde sIkca toplumda yapilanmis zaten. Derin bir idrak ve uzerine dusunme olmasa bile en azindan var. Gerci kac nesil daha var olur orasi muallakta tabi bu gidisle.Insanin, kaynakla birlesme macerasini nitelendirme calismalari olarak gordugum dinlerin bile sekilsel farkliliklari mevcut.Toplumal ve sosyolojik farkliliklari soylemeye zaten gerek yok.Gunumuz Turkiyesinde cogu insanin gelecek kaygisi ve ekmek kavgasinin buhranli ugraslarinda zaten bunlari dusunecek zamani bile yok.Olusmus ve yerlesmis dini, manevi kurallarla herkes iyi kotu idare ediyor.Bunu bozmak veya asagilamak bence sacma olur. Zaten kendi dogal evriminde bir sey olacaksa olur.Hayat koskocaman, sinirsiz, olasiliklar alani.

Anlam,Anlamlandirma


17 Aralık 2006 Pazar

Goren,gozleyen,anlamlar,farklılıklar


Kelimeler; ornegin meditasyon,samadhi,aydınlanma hepimiz icin farklı seyleri cagristiriyor.Kelimelerin bile yer ve zamanda olan bir yolculugu var. Tabi kimin acısından icimizde ki gozlemleyen,tanik olan acısından.Vedik anlatımlarda rishi-goren,bilen- diye geciyor icimizdeki bu gozlemci. Gozlemcinin yatayda-maddi- ve dikeyde-ruhani- zamana tabi hareketi mevzubahis.(analitik,horizontal,vertical)
Hiristiyanlıktaki hac iserti de bunun bir ifadesi aslında. Yerin-yatay-ve gogun-dikey fatihini Tanrı kavramını simgeliyor.Bazı arastırmalar on,eski Turkcedeki T harfinin de bu isaretin donusumunden olustugunu var sayıyor.Tengri' den Tanrı'ya gecis olmus zamanla.Bu konuda bana gore ilginc bir alıntı vermek isterim asagıda.( http://bilgisev.blogcu.com/page4 )

'T harfi tüm Latin abecesinin en ilginç harfidir. Bu harfin kökeni belki de ilk damga olan TENGRİ damgasına kadar uzanır. Tengri damgasından (isim belirtmeden) bundan önceki yazılarımda söz ettim. Bir önceki sayfaya gidip Eski damgalar, Resimlerin yorumu ve Hitit güneşi başlıklı yazılarımı okursanız, orada bu damganın anlamını ve dünyadaki yaygınlığını görebilirsiniz.
Ön-Türklerin gitmiş olduğu her bölgede bu damga etkin olmuş, şekil ve ad değiştirmiş ama kutsallığını korumuştur. Orhon abecesinde Tengri damgası aynen kalamamış, en yakın görüntüsü AT damgasında veya T1 harfinde kalmıştır. Bu damga iki türlü yorumlanabilir. Ya at üzerine binmiş bir yönetici / savaşçı, veya evreni kontrol eden Tanrı. Orta Asya yazıtlarında her iki şekli görmekteyiz. Kare veya daire hem evren olarak yorumlanabilir hem de at olarak. Üzerindeki OK işareti ise Tanrı ile bütünleşmiş yönetici kişi olarak yorumlanabilir. Bu ok işareti zaman içinde T harfine dönüşecektir. Orhon abecesinde OK olarak okunan aşağı doğru dönük ok simgesinden bir sonraki yazımda söz edeceğim.
Eski Finike yazısında Tengri damgasının Teth harfi olarak seslendirildiğini görüyoruz. Bu harfte damga 45 derece çevrilmiş olsa da damganın esas görüntüsü aynıdır. Kadim Mısır tanrılarından yazıyı öğretmiş olan ve ölmüş firavunların kalbini tartıp kayıt eden tanrının adı Toth idi. Mısırda sadece Hieoroglif yoktu. Aynı zamanda kutsal damga yazısı da bulunmakta idi. Bu damga yazısında Sümer damgalarının etkisi büyüktür. Bu konu da ayrıca incelenmeye değer. Şimdilik Tengri – Teth – Toth - Teo benzerlikleri ile yetinelim. Yunanca Tanrı’ya Teo dendiğini hatırlatmak isterim. Tanrıbilim’e de Teoloji denir. Kadim Yunan kültüründe Theta harfi Tengri damgasından türemiş olup dikey çizgi eksikliği ile aynı damgadır. Tau harfli ile Orhon T1 harfindeki ok arasında da bariz bir benzerlik bulunmaktadır.
Finike yazısının gelişimi sürecinde Teth damgasındaki daire terk edilmiş, T harfinin simgesi olarak sadece Tengri damgasında bulunan artı işaret kalmıştır. Bu değişimin nedenlerinden biri taşa daire kazımanın güç olması, diğer bir neden ise güneşe tapmanın terk edilmiş olması ileri sürülebilir. Hristiyanlık ile birlikte artı işarete benzeyen haç simgesi bir anda yaygın hale gelmiştir. Bu durumu sadece İsa’nın çarmaha gerilmesi ile açıklamak olayı basite indirgemek gibi geliyor. Asıl neden, çok eski dönemlerden beri insanlığın hafızasına yerleşmiş olan haç simgesinde bulunan kutsallık imgesidir. M.Ö. 1500 lü yıllarda dahi bu simge Hitit saraylarının duvarlarına çizilmişti''
Yatay,dikey,zaman degiskenleri veya yer ,gok,zaman benligin,gozlemeleyenin hareketinin belli unsurları olarak ele alınmıs. Ve bu analitik, arti isaretinin yuvarlak ile cevrilmesi bu dongunun sonsuzlugunu vurgulamak istemis. Yer ve gokte suregelen sonsuz yaratılıs dongusunde yol alan gozlemci benlik veya ruh diyelim. Benligin uc kademesi ele alınmıs vedik anlatımda. Kisisel benlik -jiva-,Ozbenlik-atma- evrensel,mutlak benlik-Brahman-. Yunus'un ''Bir ben var benden iceri.'' dedigi bu evrensel,herseyi kapsayan Brahman benlik bilinci olsa gerek. Tabi bu benden iceri benligi izah etmek kisisel benlik duzleminde mumkun olmamıs.Varlıgına dair tiyolar verilmis diyebiliriz sadece.İcsel ben ancak kisel bedende saklı olan yasam enerjisi-kundalininin-uyudugu yerden kalbe kadar yukselmesi ve kalbte var olan 101 enerji noktasının-nadi- acılması ile,tepeye Sahasrara'ya yukselerek-bıngıldak,1000 yapraklı lotusun acılımı- sonsuz mutlululuga acılmasi.
Bu anlatım ancak tam anlamıyla deneyim bazında idarak edilebiliyor. Ancak bu deneyim akıl,beden,zihin,ozne,nesne,deneyimleyen,deneyimlenen, kavramlarının eridigi bir nokta oldugu icin goreceli alanda tam olarak izah edilememis. Sembollerle ve sesel degerlerle ifade edilmeye calisilmis diyebiliriz.
Bu kadar sıradısı,gizli kalan ve nadir bir deneyim nasıl ortak bir us halini alabilirki?. Ancak gercekten deneyimleyen insanların anlasması mumkun olabilir. Yoksa benim kutsalım, senin kutsalını dover muhabbeti devam edecek,kutsal kavramların ortak bir paydası olmayacaktır.Burda yasanan sonsuzlugun, sessel,kelime ,isim bazında ifadelerinin farklılıgı sanki farklı seylerden bahsediliyormus gibi bir zan yaratıyor.Maya,samsara,cehalet dedikleri bu olsa gerek. Ancak kalbi acılarak, bu deneyimi yasamıs kisiler dunyada cogalırsa,''Tek tapınak kalbimizdir,ibadetimiz sevgimizdir.'' yasanan bir gerceklik olacak insanoğlu için.Mısırda Tanrı Toth'un olen firavunların kalbini tartıp kaydetmesinde bu anlam var olmus olabilir.Hepimizin,hayatta sevgi diye nitelendirdigimiz kavramı yogun hissettigimiz anlarda,. demo,fragman tadında bu gerceği yasadıgımız anlar olmustur.Ama dile,kelimelere gelince buharlasıp deger kaybetmistir ne yazikki.
Neyse sonuc itibari ile olay ,hepimizin icinde uyuyan yılan-kunadalinin-yasam enerjisinin macerası.Bu uyuyan enerji uyanarak,kalbe ve kalbin icideki sonsuzluktan cıkarak tepedeki sonsuzluga uzanıyormus.Ama dile gelince bir bilim kurgu dan ote gitmiyor zihnin dualistik ,goreceli dunyasında.

12 Aralık 2006 Salı

ZAMAN


"Yaşam-varoluş- hakkına saygıyı,evrensel kutsal değer olarak alarak,gerçek bilginin saf ışığında yol almak.''

Zamanın içinden şöyle haykırır bir gün kalb, en yüce sevgiliye.
''Bende yerimi aldım eskilerin arasında belki mevsimim gelir seversin diye...''

Zamanı gelen kalbin yüce sevgiliyi çağıran sesi, O'nunda onu çağırması, hikayesini dinlemek istemesi ile eş zamanlıdır. Zamanın; ölümün efendisi oluşu, geçiş, algı kapılarını elinde tutarak, evrensel meyveleri-kabaca; mutluluk ve acı dağılımını - düzenlemesi var olur.. En yüksek paye aydınlanma iznini veyahut daha yüksek mutluluk düzeylerini barındıran evrensel bilinç düzeylerini, bedenlenmeleri, hak edişleri dağıtır, elinde bulundurur.

Zaman; evrensel dinamikler arasında insana bahşedilen en büyük nimetlerden biridir. Zamanı, belirlediğimiz değerler önceliği esaslarına göre, ruhsal-içsel-ve maddesel-dışsal-en yüce iyiliğe, maksimum faydaya göre ayarlayabilmek en büyük lutuftur.

Bunun için insana zaman içerisinderuhuna bir model gereksinimi doğar içinde bulunulan konuma göre. Üslü çokluklardan oluşan bir bütündür toplum. Her insanın durumuna uygun bir üs bulabilmek ve bunun evrenselliğini ilan etmek, bir topluma model olarak sunulanın herkes tarafından uygulanmasını istemektir. Bu gün hissedilen en büyük eksiklerden biri bu değerler önceliğinin, hiyerarşisinin bir karmaşa, çorba, (ftp403 errorvarisel bir halde) olmasıdır. Hayatı yapılandırdığımız değerler önceliğinde, değersel ittifak, ortak payda, üs, lazım gelir.

Kutsal kase, kalbimizin derinliğinden kaynaklanan pınardan dolar.
Hangi ad, adı altında olursa olsun kutsal-dinsel, ruhani, içsel-değerler olarak toplumu yapılandıran dinamiklerin, aşkın birliği, bir nevi medeniyetler ittifakı gereklidir. Herhangi bir yol-din-zaman içerisinde, dünya sahnesi platformunda, Gücün, egonun, cehaletin, fani, sınırlı, sonlu, mücadelesinin içinde yer aldığında, içsel anlam ve değerini kaybetmeye, kirlenmeye başlar. Ancak, cevherin kirlenmesi,ç amura bulanması, bir gün insanoğlunun kalbinde açacak olan, benliğin bilgisinden doğan sonsuzluk çiçeğinin, içimizdeki ışığa ulaşma şansını ortadan kaldırmaz.

Gerçeğin, benliğin bilgisi, hayatın içinde daima açar. Hiçbir şey, içimizdeki sonsuz ışığı yok edemez. Geçici olarak, belli süreçlerde önünü kesebilir, kapatabilir, gizleyebilir. Ancak yok edemez. Bir gün rüzgar gelir, bulutlar çekilir ve güneş yeniden parlar, ortaya çıkar. Hiçbir şey, gönlün, evrensel sevgi ve şefkatle dolu kutsal nağmelerinin, hayatın içine sızmasını engeleyemez. İnsanoğlu, en yüce değerine, algılamasına, hak ettiği gün mutlaka kavuşacaktır. Kutsal olan herkese ve hiçkimseye aittir. Kozmik döngü çeşitli şekillerde devam eder. Kutsal olanın adının kirlenmesidir belkide bu gün en büyük sıkıntı. Kutsal olan herşey den önce o uygulamadaki, yoldaki kişinin, en büyük dostu, yareni, affedeni, kapsayanı, anlayanı, yoldaşı ve güç erkidir. Bu niteliklerinden ötürü yücelik payesini, sevgi ve saygıyı hak eder. Kutsal olanın hangi şekil ve şart altında olursa olsun; kaynak ve amaç olduğu açıktır. Kaynak ve ve amaç oluş tüm isim ve sıfatları kendinde toplamaktır. Bu kaynak ve amaç oluş, İslamiyette Allah, Vedalarda Brahman, Uzakdoğu'da Tao, Hiristiyanlıkta Üçlemenin teklemesi, bedenlenmesi (Peygamber,Guru,model) olarak, bir çok değişik şekilde, ifade ve anlam bulur. Esmalar ,Tanrılar, Tanrıçalar O'ndan türer.
Tezahür etmiş haliyle Kutsal Ana'dır. Tezahür etmemiş haliyle babadır. Her bağrı yanık kalbin
nağmesini, derdini dinleyendir, bilendir.

Tezahür alanını kapsayandır, her şeyin dilinden anlayandır. Yansımaların, gölgelerin kaynağıdır. Şefkatin, merhametin, bağışlayıcılığın, umudun, bağrına basmanın, arınmanın, kurtuluşun, özgürleşmenin, ilahi zaferin bahşedeni, lütufkarıdır. O'ndan geldiğimiz, tezahür ettiğimiz, O'na
döneceğimiz şüphesizdir. Ancak her kalbin O'na dönüşte anlatacağı bir yaşama bıraktığı tınılar silsilesi, hikayesi, kendine has fıtratı vardır. Bu yüzden bir kişi, bir başka kişinin ayakkabıları ile yürümeden, gerçek anlamda,O'nu anlayamaz.

Kader-karma- yargılanamaz, hor görülemez. Üç kere ''sende haklısın ''hikayesi. İnsanın kendi kaderinin hem kurbanı, hem de en kapsayan değerde efendisi oluşu hadisesindeki ince ayar grift ve paradoksal yapı yaşamın sürükleyici, gizemli, dinamik yapısını oluşturur. Kutsal olanın, hem kaynak, hem kaynaktan çıkan, tezahür eden olarak iki gibi görünmesi, yansıyan yansıtan ikilemi, hayattaki tüm korkuların ve acıların kaynağıdır. Hayatın bu ikilemmiş gibi görünen yapısı-maya, samsara, gözdeki perde-değişmeyen tek gerçeği, ince düzeylerde gizler. Aslında; gerçek, kendi doğasından ötürü gizli kalır. Kulli ve cuzi irade ayrımındaki veya Rahmet'ten(İhsan,Bolluk,Bereket) türeyen Rahman ve Rahim oluştaki ince ilişki gibidir bir bakıma.

Rahman yön, iyi kötü demeden her varlığa dünyasal lütuf dağıtır. Rahim yönünde ise kutsal-
erdemli, asil- değerlere sahip olanlar yüceltilir, mükafatlandırılır. Bu evrensel kozmik oyun-drama- kendi nefsini,nefesini sorgulayan ve sonunda aşan insanoğlunun hikayesidir. Geldiği kaynaktan ayrılmanın- ikiliğin-korkularını, sınırlarını, acılarını yaşar. Maddi zevklerin, hazların, beş duyusal bedensel algılamaların bağlayıcı ve sürükleyici etkisiyle hayatta acı çeker, yoğrulur, pişer, feleksel çemberlerin içinden geçer. Yeterli kıvama ve lezzete gelir. Gün gelir, kalbinin sesini duyduğunu hissettiği içindeki en yüce sevgiliye, kendi kutsalına, yakarır, ağlar. O, kalbin evrensel dilinden anlayan,en yüce olandır. Akıl çözümü ona hayran olarak bulmuştur. Tezahür etmiş evrenin Kutsal Anası, her ruhun ihtiyaçlarını, ödüllerini, cezalarını, kefaretlerini düzenler, organize eder. Kalp nitelikleri yeterince gelişenleri, yumuşaklık, şefkat, merhamet ve iyiliğe sahip olup kefaretini tamamlayanları, azad eder.

İnsanoğlunun, zaman ve sınırlar karşısındaki çaresizliği er yada geç ölümü sorgulaması, gerçeği ve ölümsüzlüğü arama etkisini ortaya çıkartır. Bu gerçek sevgiliye kavuşumun veya Kozmik Azad'ın başlangıcıdır. Bencilliğin çözümünde yatan, Benliğin bilgisi; gerçeğin bilgisidir. Tüm bilginin amacı insanın kutsal yanı olan sonsuz benliğinin bilgisine, deneyimine kavuşması, her türlü ikilik duygusundan kurtulması, özgürleşmesidir. Temel kurgu budur.

Yaşam diye adlandırdığımız şey, kaynaktan gelen ve benliğin bilgisini unutan insanoğlunun, tekrar hatırlayana değin, değişik görünümlerde ifade bulmasıdır. Unutma sürecinde, madde ile özdeşleşmesi ve benliğin bilgisini unutması, korku, acı ve cehaletle yoğrulmasıdır. Herşey tekrar
hatırlamak üzerine kuruludur. İnsanın nefsani ve ulvi yönünün aynı bedende toplanması hem mükafat hem de bir bakıma cezadır. Bu günün en büyük azizleri, geçmişin en büyük günahkarları veyahut eksi sonsuz ve artı sonsuz arasında salınan insan ruhunun-benliğin- hikayesi.Bir bakıma yedi kat cehennem ve yedi kat cennet arsında salınan kozmik yolcu.

3.10.2006
Sertaç KARTAL.